Boyama Yaparken İş Kazasına Uğramak

YARGITAY

21. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2017/3083

Karar Numarası: 2017/7584

Karar Tarihi: 10.10.2017

Resmi Gazete Sayısı: 30354 (Mükerrer)

Resmi Gazete Tarihi: 08.03.2018

Asıl ve birleşen dava bakımından, davacı iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davacı ile davalılardan… A.Ş. Genel Müdürlüğü vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre; temyiz eden tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,

2-Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, asıl dava dosyası açısından maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat talebi ile birleşen dava dosyasındaki maddi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden, Kurum tarafından yapılan tahkikat neticesinde düzenlenen raporda davacının vasıfsız düz işçi olduğunun tespit edildiği, iş kazasının meydana gelişinde davacı sigortalının %25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, yargılamaya konu iş kazasından dolayı davacıda oluşan iş gücü kaybı oranının %77,00 olarak tespit edildiği, davacı sigortalının imzasını taşıyan ücret tediye bordrolarının bulunmadığı, hükme esas bilirkişi hesap raporunda çeşitli ücret ihtimallerine göre hesaplamalar yapıldığı, mahkemece Tes-İş sendikası tarafından bildirilen ücretin dikkate alındığı ihtimale üstünlük tanındığı anlaşılmaktadır.

3-Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.

Somut olayda, Kurumca düzenlenen inceleme raporunda davacının vasıfsız düz işçi olduğunun tespit edilmesi ve kaza meydana geldiğinde davacının yaptığı direk boyama işinin niteliği dikkate alındığında davacının davalı işyerinde hat montaj ustası olarak değil, düz işçi olarak çalıştığı ortaya çıkmaktadır. Bunun yanında davacının sendikalı olduğuna dair bir iddia bulunmadığı halde davacı sigortalının maddi zararı hüküm altına alınırken Sendika tarafından bildirilen ücretin dikkate alındığı hesap ihtimalinin tercih edilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca Kurum tarafından davacı sigortalıya iş kazası sigorta kolundan bağlanan gelire 5510 sayılı yasanın 54. maddesi doğrultusunda uygulama yapıldığı, bu uygulama neticesinde ortaya çıkan ilk peşin sermaye değeri ile uygulamaya kadar davacıya yapılan fiili ödeme tutarının Kurum tarafından dava dosyasına bildirildiği anlaşılmasına karşın hükme esas bilirkişi hesap raporunda bu husus gözden kaçırılarak 54. madde uygulaması sonucunda ortaya çıkacak ilk peşin sermaye değerinin bilirkişi tarafından belirlenmeye çalışılması, bu nedenle rücu edilebilecek Kurum ödemesinin davalılar aleyhine eksik tespit edilerek tenzilatın buna göre yapılması da ayrıca hatalıdır.

Yapılacak iş; sigortalının vasıfsız düz işçi olduğu göz önüne alınarak hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunun asgari ücret ihtimaline üstünlük tanımak, ancak bu ihtimalde belirlenen zarar tutarından Kurum ödemeleri tenzil edilirken hata yapıldığını dikkate alarak, Kurum tarafından dosyaya bildirilen 5510 sayılı yasanın 54. maddesi uygulanmış gelirin ilk peşin sermaye değeri ile yapılan fiili ödemenin toplamının davalı işverene rücu edilebilecek kısmını tespit etmek, bu tespitten sonra asgari ücret ihtimalinde belirlenen zarar tutarından bu miktarı tenzil ederek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

4-Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)

Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen 50.000,00 TL manevi tazminat azdır.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, temyiz eden tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı ile davalı… Aş Genel Müdürlüğü’ne iadesine, 10/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.