Cezaevindeki Hükümlünün İş Kazasına Uğraması

YARGITAY

21. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2016/4117

Karar Numarası: 2017/7265

Karar Tarihi: 03.10.2017

CEZA EVİNDE HÜKÜMLÜNÜN İŞ KAZASINA UĞRAMASI SONUCU MALULİYETİNDEN DOĞAN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNATIN İSTEMİNDE GÖREVLİ YARGI YERİNİN İDARE MAHKEMESİ OLDUĞU Uyuşmazlığın İş Sözleşmesine Dayalı Çalışmasından veya İş Kanunundan Kaynaklanmayıp Meydana Gelen Zararlandırıcı Olaydan Kaynaklandığı – Bu Çerçevede Olay Tarihinde Hükümlü Olan Davacı İle Davalı Arasında Kamu Hukukuna Dayalı İlişki Olduğu Anlaşıldığından İdari Yargı Yerince Çözümlenmesi Gerektiği – Bu Durumda Uyuşmazlığın Çözümünün İdari Yargının Görev Alanına Girdiği Gözetilerek Dava Şartı Olan Yargı Yolunun Caiz Olmaması Nedeniyle Davanın Usulden Reddine Karar Verilmesi Gerektiği

Özeti: Kaza tarihinde hükümlü olan davacı her ne kadar kısa vadeli sigorta kollarına tabi olup davaya konu zararlandırıcı olay Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası olarak kabul edilmiş ise de bu durumun uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülebilmesi için yeterli olmayıp öngörülen koşulların olayda ayrıca gerçekleşmesi gerektiği, uyuşmazlığın yukarıda belirtildiği üzere iş sözleşmesine dayalı çalışmasından veya İş Kanunundan kaynaklanmayıp meydana gelen zararlandırıcı olaydan kaynaklandığı, bu çerçevede olay tarihinde hükümlü olan davacı ile davalı arasında kamu hukukuna dayalı ilişki olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek dava şartı olan “yargı yolunun caiz olmaması” nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir.

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

K A R A R

Dava, 28.05.2007 tarihinde hükümlü iken meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup kıyas veya yorum yolu ile genişletilemez yahut değiştirilemez. Taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. İş mahkemelerinin görev alanını hakim, tarafların iddia ve savunmalarına göre değil, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesini esas alarak belirleyecektir. Anılan maddede; işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere, İş Mahkemesinin görevli olması için şu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi koşuldur. a)Uyuşmazlığın tarafları işçi ve işveren (ya da işveren vekili) olmalıdır. b)Uyuşmazlık iş sözleşmesinden veya İş Kanunundan kaynaklanmalıdır.

Öte yandan, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun İkinci Kısım Altıncı Bölümünde “Hükümlünün Yükümlülükleri” düzenlenmiştir. Buna göre, söz konusu yasada belirtilen diğer bir takım yükümlülükleri ile birlikte hapis cezasının yerine getirilmesine katlanma ve bu amaçla düzenlenen infaz rejimine uygun tutum ve davranışlar içinde bulunmakla, ceza infaz kurumunun güvenlik ve iyileştirme programlarına tam bir uyum göstermekle ve Kurum hekimi tarafından ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı olduğu belirlenen meslek sahibi olmayan hükümlüler ile meslek sahibi olan istekli hükümlüler kurum imkanları ölçüsünde çalışmakla yükümlüdürler.

Somut olay incelendiğinde, kaza tarihinde hükümlü olan davacı her ne kadar kısa vadeli sigorta kollarına tabi olup davaya konu zararlandırıcı olay Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası olarak kabul edilmiş ise de bu durumun uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülebilmesi için yeterli olmayıp 5521 sayılı yasanın 1. maddesinde öngörülen koşulların olayda ayrıca gerçekleşmesi gerektiği, uyuşmazlığın yukarıda belirtildiği üzere 5521 sayılı yasanın aradığı iş sözleşmesine dayalı çalışmasından veya İş Kanunundan kaynaklanmayıp 5275 sayılı yasa kapsamındaki yükümlülüğü çerçevesinde meydana gelen zararlandırıcı olaydan kaynaklandığı, bu çerçevede olay tarihinde hükümlü olan davacı ile davalı arasında kamu hukukuna dayalı ilişki olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesinde yer alan “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK’nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan “yargı yolunun caiz olmaması” nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.