Sağ Elini Dişli Sistemine Kaptırmak

YARGITAY

21. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2016/4234

Karar Numarası: 2017/7868

Karar Tarihi: 16.10.2017

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmün davacı ve davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz kapsamına ve sebeplerine göre davalının tüm, davacının ise sair temyiz itirazlarının reddine,

Dava, iş kazasına bağlı maluliyet nedeniyle sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi talebine ilişkindir.

Davacı taraf, dava dilekçesinde 2.000,00TL maddi, 30.000,00TL manevi tazminat talep etmiş, ıslah dilekçesinde maddi tazminat talebini toplam 79.836,82TL’ye yükseltmiştir.

Mahkemece, 79.836,82TL maddi, 20.000,00TL manevi tazminatın 28.05.2009 haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsil edilmesine ve davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesi ile; davalıya ait iş yerinde çalışan davacının 28.05.2009 günü, bant tahrik motorunun arasına düşen kömür parçasını almak isterken bandın çalışması ile sağ elini dirsek üstüne kadar dişli sistemi arasına sıkıştırması ile %32,2 oranında malul kaldığı, davalı işverenin %80, davalı iş yerinde çalışan ve dava dışı …’nın %5, davacı kazalı işçinin ise %15 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır.

Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )

Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı sigortalı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu ortadadır.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği halinde davacı tarafa ödenmesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 16.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.